pnk_atkPanik Bozukluk zor bir hastalıktır. Gebelik ile birlikte olursa herşey daha zor olur.

Terminoloji ile başlarsak panik bozukluk (panic disorder), anksiyete bozukluğu (anxiety disorder), endişe bozukluğu dilimizde eş anlamlı olarak kullanılan terimlerdir. Panik bozukluğun basit tanımı bir anda ortaya çıkan yani ataklarla kendisini gösteren yoğun endişe ve korku şeklindedir. Panik bozukluk ve atak her ne kadar eş anlamlı olarak kullanılsa da hastalığı bozukluk, hastalığın belirtilerini gözlendiği süreyi de atak ile ifade etmek daha doğrudur.

Tüm gebelerin yaklaşık % 1.3 – 2.5’inin panik bozukluk hastası olduğu bilimsel yayınlarda öngörülmektedir. Ülkemizdeki yılda ortalama 1 800 000 gebelik olduğu düşünüldüğünde 35 000 – 40 000 civarı gebenin panik bozukluk hastası olduğu tahmin edilebilir. Bu sayının diğer bir önemi de her yıl yeni gebelikler nedeniyle yeni bir hasta grubunun oluşmasıdır. Psikiyatri uzmanları bu konu ile mücadele ederek en uygun ve güncel tedavileri uygulamaktadırlar. Ancak konu gebelik ile birleşince işler biraz karışmaktadır. Çünkü kullanılan ilaçların ve hastalığın kendisinin gebelik üzerine bir etkisinin olup olmadığı konusu hekimin ve anne adayının aklını meşgul etmektedir. Buradaki sorun hekimlerin (özellikle yasal sebeplerle ve haklı olarak) sorumluluk almamalarından kaynaklanmaktadır.

GebeTox’un konusu olması nedeniyle, tedavinin şekli yerine tedavinin ve hastalığın gebeliğe olan etkisini özetleyeceğim. Konu ikiye ayrılarak incelenebilir; panik bozukluğun gebelik sonuçlarına etkisi ve kullanılan ilaçların gebelik sonuçlarına etkisi

Panik Bozukluğun Gebelik Sonuçlarına Etkisi

Panik bozukluk; yaygın panik bozukluk, agorafobi ile birlikte olan panik bozukluk, spesifik fobi ile olan panik bozukluk, sosyal fobi ile olan panik bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi ana başlıklardan oluşmaktadır.

Panik bozukluk vücutta “savaş ya da kaç” yanıtını düzenleyen sempatik sinir sistemi adı verilen bir sinir-salgı ağını aktive etmektedir. Çarpıntı, göğüs ağrısı, solunum bozukluğu (tıkanma), nabız ve tansiyon yükselmesi gibi belirtilere neden olmaktadır. Bu durumun gebelik sırasında erken doğumu tetiklediği ve gebelik yaşına göre küçük doğuma neden olduğu değişik yayınlarda bildirilmektedir. Ayrıca stres durumunun vücuttaki kortizol (bir tür hormon) seviyesini yükselterek gebelik sonuçlarını olumsuz etkileyebileceği belirtilmiştir. Bu yayınlarda doğumsal anomali görülme sıklığının ya da belirli bir tipteki anomalilerin görülme riskinin arttığına dair bir ifade okunmamaktadır.

Tedavide Kullanılan İlaçların Gebelik Sonuçlarına Etkisi

Bu başlık altında panik bozukluk tedavisinin ne olduğundan bahsetmeyeceğim. Çünkü konunun o kısmı psikiyatristlerin ve psikologların uzmanlık alanı. Burada sadece kullanılan ilaç gruplarını ana hatlarıyla gebelik etkilerine değinerek vereceğim.

Gebelikteki ilaç kullanımında geçerli altın kural burada da mevcuttur; mecbur kalmadıkça ilaç kullanma, kullanmak zorunda kalırsan yarar/zarar oranını çok iyi yap.

Kullanılabilen ilaç sayısı ve grubu fazladır. Bu ilaçların teratojenik etkilerine yönelik olarak genelleme yapmak hatlara neden olabilir. Risk algısında hatalı yükselme ya da düşme oluşturabilir. Aşağıda vereceğim ilaç grupları konunun uzmanı hekimlerce hastanın özel durumuna göre seçilmelidir.

Genel itibarıyla panik bozukluğun ilk basamak tedavisinin SSRİ (seratonin geri alım inhibitörü) ilaçlar olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Bu grup ilaçlar içinde paroksetin, sertralin, fluvoksamin, fluoksetin, sitalopram ve essitalopram gibi ilaçlar sayılabilir. Bunların gebelikte kullanımları güvenli olarak kabul edilmekle birlikte bazılarında kardiyo vasküler anomalilerinin görülme sıklığının hafifçe arttığı belirtilmektedir.

Trisiklik antidepresan ilaçlar içinde imipramin ve klomipraminin gibi ilaçlar yer almaktadır. Bazı makalelerde bazı anomalilerin görüldüğü ifade edilmiş olsa da özellikle doğuma yakın dönemde kullanımları önerilememektedir.

Kullanımı giderek azalan ancak kaynaklarda ve makalelerde yer alan diğer bir grup benzodiazepin grubudur. Alprazolam, bromazepam, lorazepam ve diazepam önde gelen ilaçlardır. Eski yayınlar doğumsal anomalilerin görülme riskinde artış olduğunu belirtmiş olsalar da yakın tarihli yayınlar riskin olmadığını belirtmektedir.

Diğer antidepresanlar venlafaksin, duloksetin, buspiron moklobemid ’dir. Venlafaksin için düşük riskinin ve sürekli kullanımda doğum sonrası risklerin arttığı bildirilmektedir. Duloksetinin de düşük riskinde hafif artış yapabileceği bildirilmiştir. Duloksetin kullanımında görülen anomaliler de ilaç ile ilişkilendirilmemiştir.

Antikonvülzan etkili ilaçlardan gabapentin ve pregabalin gibi bazıları da kullanılabilmektedir.

Gebe Ne Yapmalı

Gebelik planlı değilse bile hemen kürtaj kararı verilmemelidir. Bu konuda alınacak danışmanlık bilgi artışını sağlayarak tamam/devam kararının doğru bir şekilde verilmesini sağlayacaktır.

Bunun dışında ilacın da ilgili psikiyatristin önerileri doğrultusunda kesilmesi ya da devam edilmesi faydalı olacaktır.

Gebelikte ilaç kullanımı önemli bir konudur. Yarar/zarar değerlendirilmesi diğer ilaç kullanım durumlarına göre daha hassas yapılmalıdır.

Sağlıklı günler

Uzm. Dr. Ömer DEMİR

[ninja_form id=1]

Gebelikte Panik Bozukluk
Etiketlendi:                 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir